Tütün Nasıl Saklanır

Tütün nasıl saklanır?

Tütünün nem seviyesi, aldığınız tadı ve içimini
yakından ilgilendirir. Çok kurumuş veya fazla nemli
bir tütün size keyifli bir içim sağlamayacaktır.
Bu yazıda kurumuş tütün nasıl nemlendirilir,
nemli tütün nasıl kurutulur ve
tütün nasıl saklanır, bunu anlatacağız.

İlk önce tütünümüzün nem seviyesini tespit etmeliyiz.
Biz tütünü nemli sanıyor olabiliriz ama belki de tütün
tam kıvamındadır. Tütünümüzden elimize bir avuç kadar
alalım ve 3-5 saniye kadar sıkıp bırakalım.
Eğer ufalanıp kırıldıysa bu tütün çok kurudur.
Tütün sıktığınız gibi kalıyor ve eski haline gelmiyorsa
çok nemlidir. Bıraktıktan sonra tütün kendini topluyorsa
kıvamındadır diyebiliriz.

Kuruyan Tütünü Nemlendirmek

Testimizi yaptık ve tütünün kuru olduğunu gördük.
Kuru tütünün sarması zor olur. Çünkü sararken de
toz haline gelecektir. Aynı zamanda tütün kurudukça
daha sert içimi olur. Bu tat hoşunuza gitmeyebilir.
O zaman kuruyan tütünü nemlendirmek gerekiyor.
Kuruyan tütünü nemlendirmek için çeşitli yöntemler vardır.
En basit olanı içerisine bir kaç ağaç yaprağı ya da
meyve kabuğu atmaktır. Örneğin tütünün içerisine
2-3 tane asma yaprağı atıp kapatırsanız
tütün yapraklardaki nemi alacaktır.
Aynı zamanda bir parça elma-portakal vs. kabuğunu da
tütünün içerisine atabilirsiniz.

Kuruyan tütünü nemlendirmenin bir diğer yolu da
bir fıs fıs yardımıyla tütüne su serpiştirmektir.
Ancak bu yöntemin riskli olduğunu söyleyeyim.
Eğer fazla su serperseniz tütününüzü bozabilirsiniz.
Bu yöntemi uygulayacaksanız tütünü bir gazete kağıdı
üzerine yayın. Daha sonra da fıs fıs yardımıyla
bir miktar su serpin. Bir kaç saat bu şekilde kalsın.
Sonra tütünü toplayıp tekrar sakladığınız
poşete yerleştirin. Tütününüz içilecek
seviyede neme sahip olacaktır.

Nemli Tütünü Kurutmak

Testimiz sonucunda tütünümüzün aşırı nemli olduğunu gördük.
Aşırı nemli tütünü sarması da özellikle makine ile zor olabilir.
Aynı zamanda nemli tütün nefes vermez. İçmesi zor olur.
Bu durumda nemli tütün nasıl kurutulur, ona bakalım.

Nemli tütünü kurutmak, kuruyan tütünü nemlendirmekten
daha kolaydır. Bir gazete kağıdı açıp tütünü bir güzel
üzerine yayın. Nem seviyesine göre bir kaç saat bekletin ve
testi tekrar edin. Eğer bahsettiğimiz gibi kıvama geldiyse
işlem tamamdır. Tütünü toparlayabilirsiniz. Burada dikkat
etmeniz gereken husus tütünü güneş gören bir yerde kurutmamak.
Tütün çok hassastır. Eğer güneş gören bir yerde
kurutmaya kalkarsanız muhtemelen hemen bozulup
içilemeyecek hale gelecektir.

Tütün Nasıl Saklanır?

Tütünümüz kuruysa nemlendirdik, aşırı nemli ise kuruttuk.
Peki tütünü bu kıvamını koruyacak şekilde nasıl muhafaza edebiliriz?

Tütün saklamak gerekli önlemler alındığı taktirde
zor bir iş değildir. Fakat özensiz bir şekilde saklarsanız
ya nemden dolayı küflenecektir ya da sıcaktan dolayı
kuruyacaktır. Özellikle sıcak yaz günlerinde bir çok kişi
tütünün kurumasından şikayet ediyor.

Biz tütünleri jelatin poşet içerisinde gönderiyoruz.
Tütün yolda bir miktar kurumuş olabilir ya da nemli olabilir.
Bunu tespit edip kıvama getirdikten sonra poşete
birkaç delik açın ve buzdolabına koyun.
Bu şekilde tütünü aylarca bozulmadan saklayabilirsiniz.
Arada poşeti açar ve birkaç günlük yetecek kadar çıkartırsınız.

Eğer hava serinse dolaba koymadan da saklayabilirsiniz.
Böyle hallerde en çok yapılan hata tütünü hiç havalandırmamak.
Tütün uzun süre poşette -yada hangi saklama kabını
kullanıyorsanız- alt kısımları hava almadan kalırsa
muhtemelen küflenecektir. Tütünün küflenmemesi için
bir kaç günde bir çıkartıp havalandırın.
Bu şekilde tütün uzun süre hiç bir şey olmadan
içilecek kıvamda kalacaktır.

Nargile Tütünü Nasıl Saklanır?

Nargile tütünü uzun süre taze kalması ve aromasını
koruması için doğru bir şekilde saklanmalıdır.
İşte nargile tütününü saklamanın bazı önemli yolları:

Hava Geçirmez Kaplar Kullanın,

Tütün, hava ile temas ettiğinde kuruyabilir ve
lezzetini kaybedebilir. Bu nedenle, tütününüzü
saklamak için hava geçirmez kaplar veya kavanozlar
kullanmak en iyisidir. Plastik kaplardan ziyade
cam kavanozlar tercih edilebilir.

Serin ve Kuru Bir Yerde Saklayın,

Tütün, doğrudan güneş ışığından ve nemden uzak
bir yerde saklanmalıdır. Sıcak ve nemli ortamlar
tütünün bozulmasına neden olabilir.
Oda sıcaklığında, karanlık ve kuru bir dolap
iyi bir tercih olabilir.

Orijinal Ambalajı Koruyun,

Eğer tütün orjinal ambalajında saklanıyorsa,
bu ambalajı tamamen açmadan kullanmak
tütünün tazeliğini korumasına yardımcı olabilir.
Orjinal ambalajda genellikle tütünün kurumasını
önleyecek bir iç astar bulunur.

Nemli Bir Ortamda Saklamaktan Kaçının

Tütünün nemlenmesi, küf oluşumuna ve
tütünün bozulmasına yol açabilir.
Bu nedenle, tütün nemli bir ortamda bırakılmamalıdır

Kısa Süreli Saklama için Buzdolabı

Eğer tütünü uzun süre saklamayacaksanız, buzdolabında
saklamak da bir seçenek olabilir. Ancak, bu yöntem
tütünün sertleşmesine yol açabileceği için
dikkatli kullanılmalıdır.Tütünü buzdolabına koymadan önce
hava geçirmez bir kapta saklamak önemlidir.

Bu yöntemler, nargile tütününün taze ve lezzetli
kalmasına yardımcı olacaktır.

Cibali Tütün Fabrikası

Cibali Tütün Fabrikası

“Fabrika Kızı” hepimizin bildiği bir şarkıdır.
Müziği Bora Ayanoğlu’na ait bu hüzünlü şarkıyı
Alpay’ın sesiyle tanımış ve sevmişizdir.
Fakat çoğumuz bu şarkının kim için, nerede,
neresi için yapıldığını pek bilmeyiz ya da düşünmeyiz.
“Gün doğarken her sabah/Bir kız geçer kapımdan/Köşeyi
dönüp kaybolur/Başı önde yorgunca” diye başlayan şarkı,
fabrikada tütün sararak ekmeğinin derdinde olan ve
kederli dünyasında onuruyla ayakta durmaya çabalayan
bir işçi kadının uzaktan tanık olunan hikayesini anlatır.

O tütün sarılan yer Türkiye’nin ilk büyük sigara üretim
yeri olan Cibali Tütün Fabrikası’dır ve İstanbul’dadır.
Haliç kıyısındaki anıtsal bina, İstanbul’da fabrika
düzeninde kadın işçi çalıştıran ilk yerlerden biridir
ve çocuk kreşi bulunan ilk fabrikadır.

1877 Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle kardeşi ile birlikte
kaçıp İstanbul’a gelen Kemah’lı Mehmed Halis Efendi
tarafından 1884 yılında kurulmuştur.

O dönem tütün tüketimi, köylerden getirilen tütünün
harman edilip kıyılarak sokaklarda satılması biçimindedir.
Mehmet Efendi de kardeşi Yusuf Efendi ile birlikte
İstanbul’da başladıkları ticari hayatlarında elde terazi
tütün satıp geçimlerini sağlamaktadır. Bir zaman sonra
Tahsin Bey isimli bir zengin ile tanışırlar.
Tahsin Bey kendilerini sever ve güvenir.
İşlerini büyütmeleri için Kemahlı kardeşlere para verir.
Mehmet Halis Efendi, bu parayla İskeçe’ye gidip
40 hayvan yükü tütün getirir.
Hemen ardından Küçükpazar’da küçük bir dükkan sahibi olurlar,
kardeşi dükkanda satışla uğraşırken, o da gidip
mal getirmeye devam eder.
Artık Tütüncü Mehmet Efendi olarak anılmaktadır.

Derken bir sigara fabrikası kurmaya karar verir ve
yer olarak ta Cibali’yi seçer. Kurduğu fabrika ile
zamanla ordunun tüm tütün ihtiyacını karşılamaya başlar.
Kısa sürede İstanbul’un sayılı zenginleri arasına girer ve
Serduhani Mehmet Halis Efendi olarak tanınmaya başlar.

Öte yandan devlet önemli bir dış borç yükü altındadır.
Bu borçları karşılamak üzere Düyun-u Umumiye İdaresi kurulur.
İdare, birçok vergiye el koyar, yetmeyince tuza ve tütüne de
el atar. Ve Reji İdaresi kurulur. Tütün tekelde toplanır.
Günümüz Tekel’inin önceli olan Reji İdaresi, tütün üretimi
ve ticaretini merkezileştirince, Mehmet Efendi de Cibali’deki
fabrikasını bu yabancı idareye satmak zorunda kalır.
Bu satıştan kazandığı 95 bin altın ile Erenköy civarında
geniş bir arazi alır ve günümüz Göztepe semtinin iskanında
önemli bir rol oynar. Semtin kurucusu ve isim babasıdır.
Ömrünün son yıllarını Büyükada’da geçirir.
Vefat edince cenazesi, vasiyeti üzerine Göztepe’de
yaptırdığı camiinin mihrab önüne defnedilir.

Cibali Tütün Fabrikası, 1925’de Reji’den alınıp
devletleştirildiğinde tam kapasite ile çalışmaktadır.
1940’a kadar da ülkedeki her türlü sigara üretimini
tek başına karşılamaktadır. 1970 yılında İstanbul
Sigara Fabrikası
kuruluncaya kadar da en önemli
sigara fabrikası olmayı sürdürür.

1937 yılında Cibali Sigara Fabrikası’nda üretilen sigaralar
Sipahi Ocağı ve Köylü de dahil olmak üzere bütün sigaralardır.
Diğer tütün mamulleri ise; Yenice, Enâlâ, Bafra ve
Tatlısert tütünleri, ihraç edilen her türlü
sigara ve tütün mamûlatı, pipo tütünü,
puro ve sigarilloslar, enfiye ile tömbekidir.

Cibali Sigara Fabrikası, değişik tütün mamullerinin
üretiminin de denendiği bir fabrikadır. Örneğin,
İkinci Dünya Savaşı başladıktan kısa süre sonra yollar
kapanıp puro üretmek için sargılık tütün ithal etmek
imkânsız hale gelince, bu fabrikada yerli tütünlerden
puro yapma imkanları aranır. Havana tütünleri tohumları
ve Rize’nin Pazar kazasından elde edilen ürünle
(Türk Havana cinsi tütünle) 1948’de “İstanbul Purosu”
çıkarılır. Piyasada satılmakta olan Ege, Toros, Çankaya
puroları kaldırılır. O yıllarda “Esmer” adıyla satılmakta
olan sigarillos da kaldırılarak yerine yine bu fabrikada
ve Pazar tütünleri ile yapılan Marmara ve
Pazar sigarillosları piyasaya sürülür.

Cibali Sigara Fabrikası, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl
başındaki işçi hareketlerinde de önemli bir yere sahiptir.
1970’li yılların sonunda işçi direnişleri ile ünlenen
Adana Sigara ve İstanbul Maltepe sigara fabrikalarının
rolü, o yıllarda Cibali işçileri tarafından oynanır.

Fabrika, Cibali, Fener, Fatih ve civarında oturan halkın,
özellikle kadın işgücünün (üstelik kadının çalışmasına
pek hoş gözle bakılmadığı yıllarda) çalışma yaşamına
girmesine öncülük eder. İşçi ücretleri de o yıllarda
orta halli bir yaşam kurmak için yeterlidir.
Öğle yemeği verilmesi, sağlık sorunlarına çözüm bulunması,
acil parasal ihtiyaçlara cevap vermek üzere
“İşçi Taavvün Sandığı”nın kurulması
fabrika çalışanlarının önemli sosyal haklarındandır.
Taavvün Sandığı, 1950’li yıllarda yerini
Sigorta Kurumu’na bırakır. Diğer bir deyişle
şimdiki Sigorta Kurumu, (önce SSK, sonra SGK)
Cibali’deki bu sandığa dayanmaktadır.

Fabrikanın, yine işçi hakları çerçevesinde kazanılmış
bir başka özelliği ise içinde bir çocuk kreşinin bulunmasıdır.
“Cibali Kreşi”, işçi hakları çerçevesinde kazanılmış
ancak fabrika yönetimi için de övünç kaynağı olan bir
sosyal motiftir. Fabrikadaki bu kreşin Türkiye’deki
ilk kreş uygulaması olduğu söylenmektedir.

1948 yılında “İktisadi Yürüyüş” dergisinde yeralan
bir yazıda “bu fabrikanın içtimai yardım ve çocuk kreşi
memleketteki şöhretini muhafaza etmektedir.
16 yataklı reviri, eczanesi, laboratuarı ve her sahada
mütehassıs doktorları ile Cibali işletmesi yıllardan
beri buraya emek veren müdür Sami Sunal’a ve arkadaşlarına
manevi bir haz bahşedecek bir haldedir” denmektedir.

Pek çok tarihi olaya tanıklık eden, çok sayıda sosyal
hakka imza atan Haliç’teki bu ihtişamlı bina ve işçileri
edebiyatımızdaki yerini, birçok aşkın tanığı ve
sahibi olarak da almıştır. Rizeli bir berber olduğu anı
defterinden anlaşılan Aşık Çakır Çavuş,
İstanbul’dan ayrılıp giderken yanında yol arkadaşı olarak
Cibalili bir kadını da götürür. Bununla ilgili
üç parça manzum hatıratından biri Cibali üzerinedir ve
bir bölümünde şöyle der:

Cibâli’nin dilberi
Tütün sarar elleri
Şekli beşerde peri
Gör Rizeli berberi

Mahmut Yesari’ye ait Çulluk isimli roman da Cibali Tütün
Fabrikası’nda çalışan bir genç kızı anlatır.
Bu romandan etkilenen Bora Ayanoğlu da “Fabrika Kızı
şarkısını yazar ve besteler. Ancak bir başka rivayete
göre Ayanoğlu bu şarkıyı, fabrikada çalışan Mahtume isimli,
oldukça hoş ve alımlı bir kızdan etkilenerek yazmıştır.

Çoğunluğu kadın olmak üzere kadınlı-erkekli çok sayıda
işçinin çalıştığı, mimari yapısı, işçisi, sosyal olayları
ve aşklarıyla hem şehir hem sanayi tarihimizde önemli bir
yere sahip olan Cibali Tütün Fabrikası, 1992 yılında boşaltılır.
Yaklaşık iki buçuk yıl sonra 1995’te Fatih Belediye Binası
yapılmak istenir. Fakat bu girişim gerçekleşmez.
Ardından Kadir Has Vakfı’na devredilir.
Vakıf, binada restorasyon gerçekleştirdikten
sonra 1997 itibariyle binayı Kadir Has Üniversitesi
olarak kullanmaya başlar.

Günümüzde binaya girdiğinizde duvarlarında tütün üretimi
dönemine ait fotoğraflar görebilirsiniz. Fabrika döneminden
kalan demir yapı unsurları da önünüze çıkar. Bu demir sütunlar
arasında o eski fotoğraflarda, tütün kokan elleri,
tütün kokan duvarları, iş makinelerinin seslerini hissedebilir;
romanlara, şiirlere ve şarkılara dökülmüş aşkları anabilirsiniz.
Bu yazıyı okuduktan sonra Haliç’ten geçerken binaya bir kez
daha bakın. Görkemi ve manzarasıyla size hala bir genç kız
edasıyla göz kırptığını fark edeceksiniz.

tekel-cibali-tutun

Kaynaklar:
1001istanbul.com
Tekel Dergisi
Osmanlı’dan Günümüze Tekel isimli kitap, (TEKEL Yayınları).
1965 İstanbul Ansiklopedisi (Reşat Ekrem Koçu)
1933 İstihbarat Bülteni
Özel Arşiv ve Koleksiyonlar